günaydın sevgilim diye başlamak isterdim
sabah olsaydı eger. yada bu sefer sen daha uyanmadan ben gitme hazırlıklarındayken
yazsaydım... evet yolları seviyorum. değer verdiğim şeyler için gittiğimde huzur buluyorum.
gitmek kelimesini kendime çok sorardım. hala da soruyorum aslına bakarsan.
buna, bu kelimeye ek , o bitmeyen sarılmaları, derinden derinden nefes almaları, kalbinin öylesine kanadıgını bile bile yine de gitmeyi ve en fenasıda gözünün içine baka baka tam beş
dakika sonra bir daha hiç dokunamayacağını bilmeyi...son hoşçakal dendiğinde arkaya dönüp
bakmamak. karşındaki onun gerçek bir son olduğunu bilmese bile...yine de gitmek gerek.
benim sana her dediğim hoşçakal, hepsi gerçek elvedalardı. her defasında seni uzağıma itmeye
çalışmaktan, kafamın içine her gün yeni çatlaklar oluşturmaktan bıkmıştım. konuşmak, öylesine
konuşup sana herşeyi ama herşeyi anlatmayı çok istedim. kesinlikle haklısın. konuşmamam, kendimden bahsetmemem. bunları tanıyamama için söylemiyorum. konuşmak tanımak için değildir. bakınca tanımak güzeldir. kelimeler yetmez ona. özdeşleştirirsin... biz dediğimiz şeyi bir yapmak için çok zorladım. sadece seni daha fazla yanımda hissetmek için bazen daha erken uyurdum. 5-6 saat yerine iki katı seni rüyamda gördüm her seferinde. kendimi çok şeylere inandırdım bizle ilgili. olmayacagını bildigim seyler için. kuru hayal kurmak degil. mükemmel anlar için. bir film degiliz elbet. istedigim "seni çok seviorum adam" diyen
bir çift göz ve sabah uyandıgımda karsımda tembelin tekinin halen uyanma çabalarını görmekti.. ikincisi istisnasız her sabah oldu neyse ki. çok mutluyum bundan yana. her sabah uyandığında benim olduğuna inandırmak istiyordum kendime. yarın da benim olucak mısın, haftasonu tekrar geldiğimde bir hafta önce ki gibi sarılıcak mıyız, ilk öptüğümüz gibi öpücek miyiz? kim olduğumuzu bilmedigimiz anlar da ki gibi içten içe, her ama her seferinde yine için kıpır kıpır olduğu halde sadece yanaklarımız gerilicek mi? yada çatkapı çıkıp gelip, zilini çaldığımda, ahizeye postacı diyip beni gördüğünde yüzünde ki sevinci görebilecek miyim?
hayır...her biri için ayrı ayrı "hayır".
uzağız. malum. belirsizlik.
hergün birlikte olamasak bile benim olduğunu bilmek güç veriyordu bazen. bazı anlarda fark ederdim bunu. attığın her adımı takip edebiliyordum. gözlerimin tam on saat bilgisayar başında kan çanağına dönmesine rağmen açıpda bir fotoğrafına dakikalarca bakabilmek beni dinlendiriyordu. en azından birlikteyiz dedigimizde ...her yanına gelişim sonra. haklı bir heyecan. uzun zamandır birlikteyiz fakat ayın bir kaç gününe birkaç saatlik birşeyler sığdırıp daha fazla bağlanma çabaları.
ben. sen olmadan da mükemmel anlar geçirdim. dün gece söylediğim, eksik söylediğim ve sonrasında tamamlamadığım cümle. her anını yanımda hissederek. yanımda sen varmışcasına uyuyarak, gülerken senin gibi gülmek ve tam alışamasamda japan series'lere başlamak, sana hazırladığım yemek fasikülünü bitirmeye çalışarak, yada aklımda biz ile ilgili ama zamana ihtiyacı olan "olması gereken" planlarımı düşünerek. basit şeyler. basitiz. ne fazlasına ne eksiğine tam kıvamında yol alıyoruz kimseye ihtiyacımız yok daha fazla seviyorum demeyi , her gece uyurken iyi geceler diyip, öpüp sonrasında tekrar "seni çok seviyorum" demeyi ve daha fazla gözlerine bakmayı düşünüyordum. ama hislerim. senin hislerin. biz. tek vücut olmak. bir olmak. sadece dediğim o dördüncü gün olucaktı. biz dördüncü gün mutlu olucaktık seninle.
hayatımda ilk kez bu kadar cesaretsiz hissettim kendimi. sarılmayı ne çok seviyorum ama sana sarılırken ilk kez kalbim atmadığında kendimden nefret ettim...oysa ki sen hiç bakmadığın gibi bana bakıyor ve ilk kez korkmadan defalarca seni seviyorum diyordun. kusursuzluktu. tam anlamıyla. belki biraz eksik sana göre ama o an tek kendimi düşündüm. kendimi yerine koydum. ve eskiden nasılda seni seviyorum dediğimi hatırlamaya çalıştım. ama olmadı. hafızam tamamiyle yerlebir durumda gibiydi. vardı elbet sürüsüne ama sana gerçekten seni seviyorum çok seviyorum demeyi istedim.
daha daha fazla yazayım mı? dedigin gibi bir piç olur muyum?
ben.
geçmişimle yaşamıyorum. yaralar zamanla kapanıyor. hikayelere küçük kahraman olmak da istemiyorum fakat her seferinde bir tiradım var ve her birinde bir kadın. o kadını seviceksin, onu sarıcaksın, sorgulamadan sonra bırakıcaksın,,gidiceksin. günler geçicek yara kabuk tutmadan tekrar dönüceksin bir armağan vericeksin sonra gidiceksin tekrar. gerçekten gidiceksin.
bebeğim
ben bu sefer ....
gerçekten gidiyorum..
ve farzediyorum ki kelimeler bizim dilim olsun. bu kağıt benim yüzüm ve yüzüne karşı söylüyorum. hiç ama hiç yalan söylemedim. bize yakışmazdı zaten. küçümsediğim şeyler hatalarımızdı sadece. ama yine de bunlara rağmen senin muzurlukların, kendine göre haklı bir şekilde uzaklaşma çabaların vardı. sana dokunduğumda hep güçsüz olduğun anları hisseder gibi oluyordum. sana tüm herşeyden kurtulman için, ertesi sabah uyanınca beni unutman için bir sihirli değnek deydirmek isterdim. sana hem senin hemde benim istediğim bir aşk sunamadığım için ne olur beni affet. zor yüklerim ve yaşamım bazen buna dahil oldu. hiç bir zaman dudaklarının bükülmesini istemedim. özellikle benden yana. evet çok hataların oldu ortak bildiğimiz. ama seni bildiğim için, senin benim seni bildiğimi bilmediğin şekile getirmek için bizi çok uğraş verdim. ve buralara kadar geldik... senin bizimle ilgili hayalini kurduğun seyleri bilmiyorum ama eminim ikimiz için ortak yarattıgımız bir dünya ve sadece biz vardık. o dünyayı kurmamızda sana yardım edemediğimiz için beni affet.
özellikle o sadece bizle doldurduğun kalbini kanattıgım ve benim için döktüğün her göz yaşı için
beni affet.
bencil falan değildin. kendindin. bana bencil olmayan bir kadın olarak, sen olarak, verdiğin değer için, her mesajında gerçekten özledim dediğin için, beni güldürdüğün için, yaptığın o muhteşem spesyal tostların için, zayıf bünyene rağmen tek kelime etmeden eskişehir de benimle birlikte vakit geçirdiğin için, her seferinde kendinden bir parça koparıp benim tenime bir yama yaptıgın için, verdigin uğraş için, kelimelerin, bakışların, gülüşlerin, dokunuşların...herşey ama herşey için çok teşekkürler. elbet bir teşekkür için degildi ama minnettarım.
en çok da tek istegim olan o gözlerinin bakışı ve korkmadan seviyorum deyişin.
akşama işten çıkıcaksın. yanıma geliceksin. son bir yemek yiyecegiz. senin yüzün asık olucak. için acıyor olucak ama sende bir an önce gitmemi isteyeceksin. giderken sana son kez sarılıcam, son kez öpücez, son kez dokunucaz belki son kez sevdigimizi söylicez sonunda sen eve geliceksin ve kaldıgın yerden devam ediceksin. ben o sırada trende restaurant da olucam birkac saat sonra evime gelicem ve son kez sana bakıcam. gökyüzüne. ilk seferinde ki gibi.
tsirth'ümü bırakıyorum sana. pek hoş bir kokusu yok elbet ama sevdigin için mutluyum. herşeyimle beni sevdigin icin mutluyum.Anılarını sakın silme. bizi silme. beni unutma. seviyorum deyişlerimizi unutma....seni hep anladım ve halen anlıyorum. aklın bende kalmasın ama bir kenarında sakla bizi olur mu.
unutma
"ben senin gökyüzünü izlediğin ve öptüğün adamım."
hoşçakal bebegim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder