31 Aralık 2009 Perşembe

dostum demişki...

ben pazarda bulmadım dostlarımı, hele seni... anlamaya çalışıyorum, hak verdiğim noktalar oluyor ama üzüntünde bir nebze senle paylaşamıyacaksam, niye hayatında kaldım... gerçeği değiştirmem imkansızdı belki, ama sırt çıkardım sana, uçardım gelirdim birşey yapardım... bilmeye hiçmi hakkım olmadı sence... üzgünüm seni yanlız bıraktığım için hemde çok üzgünüm. ben bu yüzden hiç affetmiycem kendimi..

28 Kasım 2008 Cuma

temps

Je ne suis pas regret pour nous. pour vous. et I.I manquant juste à vous ce qui ne pourrait pas m' ; pour appeler. tout est celui. pas différemment. Je vous aime toujours.

2 Ekim 2008 Perşembe

bizim hikayemiz

günaydın sevgilim diye başlamak isterdim

sabah olsaydı eger. yada bu sefer sen daha uyanmadan ben gitme hazırlıklarındayken

yazsaydım... evet yolları seviyorum. değer verdiğim şeyler için gittiğimde huzur buluyorum.

gitmek kelimesini kendime çok sorardım. hala da soruyorum aslına bakarsan.

buna, bu kelimeye ek , o bitmeyen sarılmaları, derinden derinden nefes almaları, kalbinin öylesine kanadıgını bile bile yine de gitmeyi ve en fenasıda gözünün içine baka baka tam beş

dakika sonra bir daha hiç dokunamayacağını bilmeyi...son hoşçakal dendiğinde arkaya dönüp

bakmamak. karşındaki onun gerçek bir son olduğunu bilmese bile...yine de gitmek gerek.


benim sana her dediğim hoşçakal, hepsi gerçek elvedalardı. her defasında seni uzağıma itmeye

çalışmaktan, kafamın içine her gün yeni çatlaklar oluşturmaktan bıkmıştım. konuşmak, öylesine

konuşup sana herşeyi ama herşeyi anlatmayı çok istedim. kesinlikle haklısın. konuşmamam, kendimden bahsetmemem. bunları tanıyamama için söylemiyorum. konuşmak tanımak için değildir. bakınca tanımak güzeldir. kelimeler yetmez ona. özdeşleştirirsin... biz dediğimiz şeyi bir yapmak için çok zorladım. sadece seni daha fazla yanımda hissetmek için bazen daha erken uyurdum. 5-6 saat yerine iki katı seni rüyamda gördüm her seferinde. kendimi çok şeylere inandırdım bizle ilgili. olmayacagını bildigim seyler için. kuru hayal kurmak degil. mükemmel anlar için. bir film degiliz elbet. istedigim "seni çok seviorum adam" diyen

bir çift göz ve sabah uyandıgımda karsımda tembelin tekinin halen uyanma çabalarını görmekti.. ikincisi istisnasız her sabah oldu neyse ki. çok mutluyum bundan yana. her sabah uyandığında benim olduğuna inandırmak istiyordum kendime. yarın da benim olucak mısın, haftasonu tekrar geldiğimde bir hafta önce ki gibi sarılıcak mıyız, ilk öptüğümüz gibi öpücek miyiz? kim olduğumuzu bilmedigimiz anlar da ki gibi içten içe, her ama her seferinde yine için kıpır kıpır olduğu halde sadece yanaklarımız gerilicek mi? yada çatkapı çıkıp gelip, zilini çaldığımda, ahizeye postacı diyip beni gördüğünde yüzünde ki sevinci görebilecek miyim?


hayır...her biri için ayrı ayrı "hayır".


uzağız. malum. belirsizlik.

hergün birlikte olamasak bile benim olduğunu bilmek güç veriyordu bazen. bazı anlarda fark ederdim bunu. attığın her adımı takip edebiliyordum. gözlerimin tam on saat bilgisayar başında kan çanağına dönmesine rağmen açıpda bir fotoğrafına dakikalarca bakabilmek beni dinlendiriyordu. en azından birlikteyiz dedigimizde ...her yanına gelişim sonra. haklı bir heyecan. uzun zamandır birlikteyiz fakat ayın bir kaç gününe birkaç saatlik birşeyler sığdırıp daha fazla bağlanma çabaları.


ben. sen olmadan da mükemmel anlar geçirdim. dün gece söylediğim, eksik söylediğim ve sonrasında tamamlamadığım cümle. her anını yanımda hissederek. yanımda sen varmışcasına uyuyarak, gülerken senin gibi gülmek ve tam alışamasamda japan series'lere başlamak, sana hazırladığım yemek fasikülünü bitirmeye çalışarak, yada aklımda biz ile ilgili ama zamana ihtiyacı olan "olması gereken" planlarımı düşünerek. basit şeyler. basitiz. ne fazlasına ne eksiğine tam kıvamında yol alıyoruz kimseye ihtiyacımız yok daha fazla seviyorum demeyi , her gece uyurken iyi geceler diyip, öpüp sonrasında tekrar "seni çok seviyorum" demeyi ve daha fazla gözlerine bakmayı düşünüyordum. ama hislerim. senin hislerin. biz. tek vücut olmak. bir olmak. sadece dediğim o dördüncü gün olucaktı. biz dördüncü gün mutlu olucaktık seninle.



hayatımda ilk kez bu kadar cesaretsiz hissettim kendimi. sarılmayı ne çok seviyorum ama sana sarılırken ilk kez kalbim atmadığında kendimden nefret ettim...oysa ki sen hiç bakmadığın gibi bana bakıyor ve ilk kez korkmadan defalarca seni seviyorum diyordun. kusursuzluktu. tam anlamıyla. belki biraz eksik sana göre ama o an tek kendimi düşündüm. kendimi yerine koydum. ve eskiden nasılda seni seviyorum dediğimi hatırlamaya çalıştım. ama olmadı. hafızam tamamiyle yerlebir durumda gibiydi. vardı elbet sürüsüne ama sana gerçekten seni seviyorum çok seviyorum demeyi istedim.



daha daha fazla yazayım mı? dedigin gibi bir piç olur muyum?


ben.

geçmişimle yaşamıyorum. yaralar zamanla kapanıyor. hikayelere küçük kahraman olmak da istemiyorum fakat her seferinde bir tiradım var ve her birinde bir kadın. o kadını seviceksin, onu sarıcaksın, sorgulamadan sonra bırakıcaksın,,gidiceksin. günler geçicek yara kabuk tutmadan tekrar dönüceksin bir armağan vericeksin sonra gidiceksin tekrar. gerçekten gidiceksin.


bebeğim

ben bu sefer ....


gerçekten gidiyorum..



ve farzediyorum ki kelimeler bizim dilim olsun. bu kağıt benim yüzüm ve yüzüne karşı söylüyorum. hiç ama hiç yalan söylemedim. bize yakışmazdı zaten. küçümsediğim şeyler hatalarımızdı sadece. ama yine de bunlara rağmen senin muzurlukların, kendine göre haklı bir şekilde uzaklaşma çabaların vardı. sana dokunduğumda hep güçsüz olduğun anları hisseder gibi oluyordum. sana tüm herşeyden kurtulman için, ertesi sabah uyanınca beni unutman için bir sihirli değnek deydirmek isterdim. sana hem senin hemde benim istediğim bir aşk sunamadığım için ne olur beni affet. zor yüklerim ve yaşamım bazen buna dahil oldu. hiç bir zaman dudaklarının bükülmesini istemedim. özellikle benden yana. evet çok hataların oldu ortak bildiğimiz. ama seni bildiğim için, senin benim seni bildiğimi bilmediğin şekile getirmek için bizi çok uğraş verdim. ve buralara kadar geldik... senin bizimle ilgili hayalini kurduğun seyleri bilmiyorum ama eminim ikimiz için ortak yarattıgımız bir dünya ve sadece biz vardık. o dünyayı kurmamızda sana yardım edemediğimiz için beni affet.


özellikle o sadece bizle doldurduğun kalbini kanattıgım ve benim için döktüğün her göz yaşı için

beni affet.


bencil falan değildin. kendindin. bana bencil olmayan bir kadın olarak, sen olarak, verdiğin değer için, her mesajında gerçekten özledim dediğin için, beni güldürdüğün için, yaptığın o muhteşem spesyal tostların için, zayıf bünyene rağmen tek kelime etmeden eskişehir de benimle birlikte vakit geçirdiğin için, her seferinde kendinden bir parça koparıp benim tenime bir yama yaptıgın için, verdigin uğraş için, kelimelerin, bakışların, gülüşlerin, dokunuşların...herşey ama herşey için çok teşekkürler. elbet bir teşekkür için degildi ama minnettarım.


en çok da tek istegim olan o gözlerinin bakışı ve korkmadan seviyorum deyişin.


akşama işten çıkıcaksın. yanıma geliceksin. son bir yemek yiyecegiz. senin yüzün asık olucak. için acıyor olucak ama sende bir an önce gitmemi isteyeceksin. giderken sana son kez sarılıcam, son kez öpücez, son kez dokunucaz belki son kez sevdigimizi söylicez sonunda sen eve geliceksin ve kaldıgın yerden devam ediceksin. ben o sırada trende restaurant da olucam birkac saat sonra evime gelicem ve son kez sana bakıcam. gökyüzüne. ilk seferinde ki gibi.


tsirth'ümü bırakıyorum sana. pek hoş bir kokusu yok elbet ama sevdigin için mutluyum. herşeyimle beni sevdigin icin mutluyum.Anılarını sakın silme. bizi silme. beni unutma. seviyorum deyişlerimizi unutma....seni hep anladım ve halen anlıyorum. aklın bende kalmasın ama bir kenarında sakla bizi olur mu.


unutma

"ben senin gökyüzünü izlediğin ve öptüğün adamım."



hoşçakal bebegim.







19 Ağustos 2008 Salı

s.h.e | welcome to my neverland


iki hafta sana aldığım bir söz
başka bir hafta bir sonra ki haftanın
geleceğini gösteriyordu ki ..

yirminci kadın olma lütfuna eriştin.
-den sonra.


ve ...






beni güldürdüğün için
bana kendinden çok değer verdiğin için
bana masal yerine gerçeği kendi dünyanda gösterdiğin için
gerçek bir kadın olduğun için
ve içimde ki kadına nodüllü küfürbaz ağzınla sırf ben istiyorum diye "merhaba" dediğin için


ve artık benim tekrar gideceğim için, tekrar gitmem gerektiği için

özür dilerim ve teşekkür ederim

6 Haziran 2008 Cuma

[17:08] spinelli_beat the diva: yah uzgunum ama yazmam lazim evet cok sanal...yuzyuze diil telefonda diil..ama dun gece hissetiklerimi nadir hissetmisimdir..kendimi aptal yerine bu kadar bile bile koyduumu hatirlamiyorum...saat 11.30..cevremde bi suru insan masalarda hepsi halinden memnun ben halen seni bekliyorum...onumde bi kadeh kirmizi sarap,insanlar bir birlerinin gozlerinin icine bakarak tokusturuyor. bense son dakikalarim
[17:08] spinelli_beat the diva: da
[17:08] spinelli_beat the diva: yanimdaki kulakliga bakip seni dusunuyorum
[17:08] spinelli_beat the diva: bi nokta varda
[17:09] spinelli_beat the diva: vardir artik dayanamicam dersin
[17:09] spinelli_beat the diva: ve ben o noktada susmam gerektigine inandim
[17:09] spinelli_beat the diva: cunku konusursam tam mad talk olcakti
[17:09] spinelli_beat the diva: uzerinde sanki bir sorumlulugum varmis ya da benimmisin gibi bi konusma olup sitem etmek
[17:10] spinelli_beat the diva: ki hic hakkim olmayan bisiy
[17:10] spinelli_beat the diva: takside gidiyordum ilk aradiinda..12ye 10 falan vardi..
[17:10] spinelli_beat the diva: eve gelince direk telefonu sessiize alip yorgani cektim kafama
[17:10] spinelli_beat the diva: dusunmemeye calistim
[17:11] spinelli_beat the diva: her neise aynen analizin gibi cabuk sikilan bi insanim...ama dun kendimi astim diyebilirim
[17:12] spinelli_beat the diva: ve dediin gibi herkes bi sekilde haketmiyor...bunu
[17:12] spinelli_beat the diva: ve ben de dun geceyi haketmemistim

[17:24] spinelli_beat the diva: su an cikmak durumundayim servise yetiscem...ve burdan yazdiim son sozlerin bunlar olmasini istemezdim...dikkat et kendine cok...aliskanliklar guzeldir ama birakmasi hep zor olur...sevmek guzeldir..sevmeyi aliskanlik haline getirebilmek daha guzel...mutlu olmak icin sevmek lazimdir...mutluluk ta bi aliskanliktir
[17:26] (*)Lev.: sana soyliyecegim tek ve son sey ... sen alıskanlık yapma...birine bakarken onu icine al. onun gibi ol.. bunlara verilecek ne cok sey diye devam edebilir. son sozlerimi zaten mailde soylemistim. mutlu olmak icin acı lazımdır. .. .. .
[17:26] (*)Lev.: hoscakal

15 Nisan 2008 Salı

cennet¶noya

Fısıldanan sözler, çok kere yüksek sesle söylenenden daha uzağa giderler...







22 Mart 2008 Cumartesi

"oldies"

nous avons juste poussé.
descendu une maladie de cheville ou de deux amours nous avons.

et nous sommes simplement nerveux.

pardonnez-nous un dieu que nous ne pouvons pas obtenir en avant.

le meilleur bonbon jamais.

Mais bien que vous soyez toujours avec me.
I ont été seuls tous le long.

je ferai le tour. je me protégerai.
je vous aimerai aime d'abord quand je vous ai vu bébé.

And I descend from grace
In arms of undertow
I will take my place
In the great below.
['nine inch nails']


"oldies"

14 Mart 2008 Cuma

une revue mensuelle...

un mois.
je ne veux faire plus.
je veux juste aller le mon pays des merveilles reste svp là et ne m'appelle pas encore mais garde la douleur que vous aviez raison.
je manque juste notre passé l'où nous ne pourrions pas me pardonner le bébé.
je vous aime toujours mais je peux juste voler mon propre coeur que j'ai perdu.

la vont bébé.
ennuyez-vous de moi me poussent.

10 Mart 2008 Pazartesi

if i gave a promise! --

"If I could wake up in a different place, at a different time, could I wake up as a different person?"

"One minute was enough, she said, a person had to work hard for it, but a minute of perfection was worth the effort. A moment was the most you could ever expect from perfection."


countdown began
time has come baby!

8 Mart 2008 Cumartesi

21.03.08 -- a thought that has crossed my mind several times.


arkamda bırakıcagım seylerin listesini yukarıya faksladım.
listeye baksın diye.

baksın ki benden çalınanları sadece intihar tehtidiyle nasıl da geri vericeginden bahsetsin.
kan kalmamış bedende.
yıllar önce bir silahım var dı. bazıları bilirdi sadece mermi yuvası kadar hayat taşıdığını. el kadar bir metal parçasının kimlere gebe oldugu bilinmezdi. ama bende ki belliydi. görmek istemek korku salsa bile içime, atılan her kirli kan ya da benim onlara bıraktıgım hayat parçacıkları zorlardı tekrarını yaşatmaya.

“Suicide,” I say, “is the easy way out
“No,” she says, “the front door is the easy way out. This is a lot more difficult.”

kim silahları sevmez ki? .....
intiharımı önlerden seyreden sen ol ve uslu ol öldürme beni.